Sevili
anne, babalar
Bugün
çocuklarınız karne aldı. Bazı çocuklarımız çeşitli başarı belgeleri getirdi okullarından,
bazı çocuklarımız ise umut ettiği akademik başarı düzeyinden biraz uzak kaldı.
Öncelikle, çocuklarınızın başarılarına ortak olmak alışageldiğimiz bir durumken
başarısızlıklarına da ortak olmak maalesef pek karşılaştığımız bir durum değil.
Öğrencilerimizin akademik başarısını etkileyen birçok faktör vardır, bunlar
arasında aile faktörü oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Çocuklar gelişim
dönemi özellikleri gereği birçok fizyolojik ve psikolojik gelişim aşamaları
yaşamaktadırlar. Bu gelişim dönemleri bireysel farklılıklar göz önünde
bulunarak her çocukta aynı etkileri göstermez ve bazı çocuklarda bu gelişim
dönemi özellikleri kolay baş edilebilir bir biçimde baş göstermez. Hayatları sadece
okul yaşamından ibaret olmayan çocuklarımız gelişim dönemi özelliklerinin yanı
sıra, arkadaşlık ilişkileri, aile yaşantıları vs. konularında birçok çatışma
yaşamakta ve bunları çözmek adına beceriler geliştirmektedir. Aile içinde
çocuklarımızın ebeveyn tutumları, aile içi çatışmalar, aidiyet duygusu, kendini
ispatlama çabası gibi konularda zaman zaman farkında olunan zaman zaman ise
doğal aile yapısı içinde gerçekleşen ve farkında olmadan çocuk üzerinde etki
yaratan birçok gelişme yaşanmaktadır. Bu nedenle çocukların başarıları kadar
başarısızlıkları üstünde de aile etkisi oldukça önemlidir. Genel olarak
çocukların akademik yaşantıları boyunca ebeveyn tutumlarındaki bazı yanlışlar,
onlar üzerinde kırıcı ve maalesef kalıcı etkiler yaratabilmektedir. Bunlardan
özellikle karne döneminde gözümüze çarpan durumlardan bazılarına bakmak
gerekirse,
-
Çocukların
akademik başarısızlığına aşırı tepki göstermek
-
Çocukları
diğer öğrencilerle kıyaslamak
-
Çocukların
davranışların genellemesi ve kişilik özelliği gibi yansıtma yapılması
-
Ebeveynin
kendi istek, hayal ve hedeflerinin çocuğu üzerinden gerçekleştirmeye
çalışılması.
-
Çocuğu
başarı durumunda ödül aksi halde ceza veya yoksun bırakma teknikleri ile çocuğa
yaklaşım ve dolayısıyla çocuğun içsel motivasyon yerine dışsal motivasyon
odaklı bir yaşam biçimi geliştirmesini beslemek.
-
Çocuğu
sadece ders başarısından ibaret olarak görmek ve benlik gelişimine engel olmak.
-
Çocuğun
ilgi ve yeteneklerinin uygun bir biçimde belirlenmesi ve geliştirilmesine
odaklanmak yerine bunların göz ardı edilmesi.
Bu
maddeler daha da çoğaltılabilir fakat temel olarak maddelere baktığımızda
gözümüze çarpan şey, çocuğun bilişsel, sosyal, duygusal, fiziksel gelişiminin
göz ardı edilmesi, bunun sonrasında gelen iletişim engelleri, çocuğun ihmali ve
çocuğun zarar görmesi.
Özetle,
bu yazıda özellikle değinmek istediğim şey karne dönemi tutumları olduğu için
söylemek istediğim şey; çocuklarımızın kişilik gelişimine nasıl birçok tuğla
bizler tarafından koyuluyorsa, akademik başarıları için de bu geçerli. Bu nedenle
başarısızlığında ve yaşam boyu yapabileceği hatalar veya yanlışlarda yanında
bir omuz olamayacağınız çocukların başarılarında da söz hakkınız
bulunmamaktadır maalesef. Sizler ebeveyn olarak onların yaşamında onları “ama”
sız sevecek belki de tek kişi olacaksınız bu nedenle bu sevgiyi veya davranış
biçiminizi bir koşula bağlamamalısınız. Onlara iyilik yapmak istiyorsanız, onları
dinleyin, anlamaya çalışın, onları sevin -koşulsuz sevin- bundan şüphe
duymasına izin vermeyin, onu bütünüyle görün yalnızca ders notlarıyla değil,
kişilik özelliklerine bakın örneğin matematikten aldığı zayıf not yerine bir
kedinin kuyruğunu çekmesi üzsün ve kaygılandırsın sizi, Türkçeden aldığı zayıf
not yerine ağlayan bir arkadaşının omzuna dokunmaması düşündürsün sizi. Sosyal bilgiler dersinden alacağı yüksek notla
gururlanırken mesela bir konuşmayı sürdürebilme ve kendini ifade edebilme
becerilerine bakın, haksızlık karşısında hakkını arayabiliyor mu aynı zamanda
benim çocuğum diye düşünün mesela… unutmayın sizlerin sözlerinizin ve özellikle
davranışınızın bir GÜCÜ ve ETKİSİ var çocuklarınızın üzerinde ve bunları
yönetebilmek sizin elinizde…
Ecem Gelenbe Öztürk
Psikolojik Danışman
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder